Melih Sular – Fotoğrafın Büyülü Lekesi

Melih Sular – Fotoğrafın Büyülü Lekesi

İşte bahsini sürekli tekrarladığım bu gerçek, yukarıda anlattığım öyle bir günün gecesinde beni pençesine takıvermişti. Geceleyin sabah yapacağım o yolculuğun hayaliyle derin düşüncelere dalmıştım. Aslında bırakın dönüşümdeki o yorgunluğu ve heyecanı, yıllar sonra bana yaşatacağı kısa sevinci, mutluluğu ve derin kederi bilseydim yemin olsun fotoğraf çekmek yerine yatar uyurdum.

Her fotoğrafçının istediği iyi ışık o gün bana denk gelmişti galiba. İyi bir sis, tersten akan güneş, sabahın pusunda alevlenen sarı heyelanının göl üstündeki akiksi sırça dansı, siyah gölge kuşlarının suya birleşmiş aksiyle göl ve civarında oluşan devasa giz; işte benim fotoğrafın süsü olmuştu. Ah o balıkçı yok mu? Defalarca gitmeme karşın geçmez ki bir kerecik daha. Ya fabrika bacalarından mor tonla sevişircesine gökyüzüne akıttığı, arkasındaki ışığı alıp gözlerimi bembeyaz yakan o dumanlar; onlara ne demeli?

2008 yılının tarihini hatırlamadığım soğuk ve meçhul bir ayının herhangi bir gününde çekmiştim bu fotoğrafı. Sabah beş buçuk civarlarıydı. Babamın askerlik arkadaşının oğlu -beraber büyüdüğümüz- sevgili Dinçer arkadaşımla beraber yola çıkmış, gece hayalini kurduğum onca güzel şeyin birden karşıma çıkmasıyla fotoğrafı çekmiş ve arşivimin en güzel yerine gömmüştüm. Hep derler ya inanmak başarmanın yarısıdır diye.

Ben hayal etmiştim; gerçekleşmişti. Hepsi bu kadardı.

Fotoğrafı çekmemden günler sonra arşivimde gezinip başka bir fotoğraf ararken o güzel karenin büyük bir kirliliği anlatmak için önemli bir malzeme olabileceğini düşündüm. Deneysel bir fotoğraf olmasına ve arka planı çok bozmamaya karar verdim. Fotoğrafa birazcık daha sis ekleyerek kirli bir ortam yarattım. Daha sonra ise arkadaki ağaçların yapraksız olduğunu düşünerek, doğanın en küçük yapı taşlarından biri olan yeşil yapraktan sevimli bir yeşil kayık yaparak, içine de birisini yerleştirdim. Sığınmıştı bizim insanımız oraya; Doğaya, sırasıyla yaprağa ve yeşiline…

Aslında yaptığım İnsanoğlunun dünyada giderek büyüyen ve çözülmez hallere bürünen küresel ısınmaya, iklim değişikliklerine, çevre kirliliklerine duyarlılığını anlatmaktı. Kendim için ise küçük bir yeşil lekenin fotoğrafın bu kadar önüne geçebileceği konusundaki o gerçeği göstermesi bakımından tatmin edici bir sonuca ulaşabilmekti. Bunu da fazlasıyla başarmıştım.

Benim yaptığım bu deneyseli, farklı ülkeler “green boat” yani “yeşil kayık” ismi ile sergilenmeye başlamış, ilgi çeker olmuştu. 14 farklı ülkede sergilenen bu deneyseli en sevdiğim fotoğraflarımın başına koymuştum bile.

Günler hızlı bir şekilde geçmiş, 2011 yılı gelmişti. Son dönemlerin modası olan fotoğraf yarışmalarından birisi bu fotoğrafı çektiğim yerin belediyesinden gelmiş ve yarışmanın şartnamesinin açıklamasından hemen sonra hızlı bir karar almış, bu yarışmaya katılmaya karar vermiştim. Dokümanı incelediğimde orası olduğuna kesin karar verip,  yarışmanın ismine çok da uymayan bu fotoğrafı, içinde bulunan kirlilik objelerinin bulunduğunu da göz ardı ederek, basılacak bir yayında kendine yer edinir düşüncesiyle orijinalliğini bozmadan gönderdim.

Ne mi oldu?  Tabii ki birinci oldu. Sonrası mı? Fotoğraf hiç konuşulmadı. İçindeki dumanı, sisi, nemi, kayığı, adamı, doğası, kirliliği vb. Hiç biri konuşulmadı bunların. Aldığı ödülün gerisinde kaldılar. Bırakın yanına yaklaşmasını, beni telefonla arayanlar “”ne güzel fotoğraf”” demek yerine “götürdün parayı” dediler. Üstelik çevremde bulunanların yapmış olduğu tüm kirliliğe rağmen, ben de inanarak “”evet götürdüm”” dedim.

Sonrasında ne mi oldu? Açıklayayım. Ödül insanlara çok büyük geldi ki “”bu fotoğraftaki ışık çok güzel”” dediler. Kimse fotoğraftaki kirliliği sormadı bile. Baktım ki bu iş olmayacak böyle, ben de oralı olmadım. “Evet; ışık çok güzel”, diyerek dumanları yuttum.

Acaba sadece benim fotoğrafımda mı kirlilik var, dedim kendimce. Yoksa ben mi abartmıştım, diyerek normale döndüm.

İlk günlerin hızı bitip tükenmişti ki günler sonra telefonum çaldı. Oysaki telefonun ucundaki tanıdık bir sesti. “Dumanları sen koymuşun, çektiğin yer de orası değilmiş. Seni de bol kepçeden şikâyet ettiler”, dedi. Evet, şikâyet edilmiştim. Oysaki şartnamede şöyle diyordu: Birincilik herhangi bir şekilde geri alınırsa boş bırakılacaktır. Niye şikâyet edilmiştim ki… Boş bırakılacak bir birincilik kime yarardı?

Düşündüm. Sonra beni arayan o tanıdık sese tekrar döndüm. “Evet, dumanı da koydum, sisi de ben yaptım” dedim. Fakat şunu bilmiyorlardı; ben dumanı bir gün önce hayalimde koymuştum. Benim suçum onunla karşılaşmaktı. Bir de o deneysel fotoğraf… Onu yapmıştım. İşte cezamı çekiyordum. Kim dedi ki sana deneysel yaptığın fotoğrafın ham halini gönder diye? Adın çıkacağına canın çıksın derler ya. Sanki hoş geldin diyordu bana “Fotoğrafın Büyülü Lekeleri”

Sonraki zamanlarda yaptığım büyük hatayı anlamıştım. Yapmış olduğum deneyselde bulunan arka plan dumanları orijinaldi. Deneyselde yaptığım yeşil kayıkla aynı muameleyi görmüştü bizim mor gökyüzüyle sevişen dumanlar.

Ama daha önce fotoğraflara o kadar çok sis ve duman eklenmişti ki, artık herkes dumanları sonradan konma zannediyordu. Duman ve sis olmuş bir âlemi, aynı sisi farklı fotoğraflarda kullanan, çok konuşan, yapılanı beğenmeyen, yaratmadan kolaya kaçan acaba bizler değil miydik? Lafı fazlaca uzatsam da, tekrar söylüyorum. O dumanı ben hayalimde bir gece önce koymuştum oraya. Ağaçların hemen arkasından çıkan beyaz şeyler mor bir gökyüzüne, sevişircesine akıyorlardı. Ya fabrika bacasıydı, kirli dumanlarını salıyordu ya da tarlada çalışan birileri otları yakmıştı.

Bu kadar tekrarın ardından son sözümü de tekrar ederek bitirmek isterim;

Aslında “Fotoğrafın Büyülü Lekeleriyiz” hepimiz. Bazılarımız çok ak, bazılarımız çok kara… “Ben neredeyim?” sorusunu bu yazıyı yazmadan önce sordum kendime. Kesin cevap veremedim. Siz yazıyı okuduktan sonra sordunuz mu? Ya da sorabilecek cesaretiniz var mı?

Sevgi ve saygılarımla

Melih SULAR

Yazar Hakkında

Fotoğrafçılık, Fotoğraf Makineleri, Fotoğraf Ekipmanları Hakkında Bilgi ve Haberleri İçeren Fotoğraf Severlerin Buluşma Noktası.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.