Hangi Fotoğraf Makinesi ?

Hangi Fotoğraf Makinesi ?

Zaman değişiyor, teknoloji ilerliyor. Liseyi bırak, üniversiteyi geç, işe ilk girdiğim zamanlar bile “eski tarih” sayılıyor artık. Elimizdeki telefonlar kompakt makinelerle kapışıyor.

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-1
Tableti kaldırıp fotoğraf çekenler yok mu…

2005-2013 arası, Roma Vatikan’dan iki ayrı görüntü. İnsanlar olaya değil telefonlarına bakıyor. 8 yıldaki değişim böyle. Aslında bu değişim son 3-4 yılda oldu, 8 yılda falan değil. IPhone-Android devrimi ciddi bir devrim.

Zaman değiştikçe fotoğraf makineleri de gelişiyor elbet. Teknolojinin ilerlemesi sayesinde fotoğraf sektörü de son yıllarda canlandı. Fiyatlar geriledi, seçenekler arttı, piyasaya yeni firmalar girdi, bazı mevcut firmalar battı ya da piyasayı terk etti vs.

Ve diyelim ki siz de “ulan ben de şöyle bir profesyonel (!) makine alayım da boynuma takayım” diyorsunuz. Herkeste var, senin neyin eksik, değil mi? Peki… Ne alacaksın?

Ne Alsak Ne alsak?

Aslında soru şu: Standart kompakt mı alsam, 50x yaklaştırma yapan DSLR-benzeri bir kompakt mı alsam, pahalı ve kaliteli bir kompakt mı alsam, giriş seviyesi bir DSLR mı alsam, ortalama bir DSLR mı alsam, üst seviye bir DSLR mı alsam, tam kare bir DSLR mı alsam, giriş seviye bir aynasız mı alsam, üst seviye bir aynasız mı alsam, ya da telefonla devam mı etsem? … Allah’ım sana geliyorum…

Sorunun ikinci aşaması: Garantisiz ikinci el mi alsam, dükkân garantili mal mı alsam (Hayyam, Doğubank vs.), Türkiye garantili sıfır mı alsam, Türkiye garantili ikinci el mi alsam, yurtdışından mı ısmarlasam (Amazon, Ebay vs.)?

Sorunun üçüncü aşaması: Objektifi değiştirilen bir makine alırsam, kit objektifli mi almalıyım yoksa daha iyi bir objektif mi alsam?

Sorunun dördüncü aşaması: Flaş ve üçayak alsam mı? Ne alsam? Hangi kartı alsam?

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-2
Google’a masumca “ne alsam?” diye sormuş gencin 15 günlük araştırmadan sonraki hali…

Tabi Türkiye’de bu sorulardan da önce şunlar geliyor: Gece iyi çekecek, arkayı flu yapacak, 250 metre ilerideki bir kuşun gözünü gösterecek bir makine lazım. 1500TL bütçem var, Fujifilm SXXXX nasıl? Dükkândaki satıcı şov yaptı, DSLRlardan bile daha iyi olduğunu söyledi.

Son yıllarda Türkiye pazarında olması gerekenden fazla agresif olduğu için Fujifilm markasını verdim, yerine çok yaklaştırma yapan başka bir ürünü koyabilirsiniz. Sony HX300 olur, Canon SX50 olur, Nikon P520 olur. Teknomarketlerdeki satıcılar alenen yalan söyleyip bu işten anlamayan alıcıları kandırınca, benim de bunları açık açık isim vererek yazma hakkım doğuyor. Yoksa doğmuyor mu?

Soruları okuduysanız 10larca, hatta 100lerce seçeneğinizin olduğunu görebilirsiniz. Bu kadar seçenek arasında hangisinin size uygun olduğunu anlamak hem kolay hem zor. Böyle karmaşık seçimlerde insan doğası rasyonel düşünmek yerine en kolayını almayı seçebilir veya oturup ciddi ciddi günlerce değer hesabı yaparsınız. Seçim sizin.

Aynasızlarla DSLR’ların Savaşı

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-3
Şekil Luminous-Landscape’ten alıntıdır. Yazıları ve çizgileri ekledim. Hala bu siteyi bilmiyorsanız çok şey kaybediyorsunuz demektir, zaman kaybetmeden okumaya başlayın.
birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-4
Soldaki Olympus OM-D EM-5, sağdaki Canon 60D. Ayna kalkınca OM-D 60D’nin yanında cüce gibi kalmış.

Piyasa kuralıdır: Piyasaya ilk giren her zaman avantajlıdır. Piyasaya ilk giren firma kolayca yayılır, alıcıların kafasında yer edinir, satış kanalları ve dağıtıcılarla ilişkileri derinleşir, fiyat avantajı vardır vs. Birçok avantajı var. Piyasadaki ilk ürünün karşısına yeni bir ürün koyuyorsanız karşınıza duvar çıkması muhtemel. DSLR piyasasında Canikon varken Pentax-Olympus gibi firmaların yaygınlaşamaması, Panasonic-Samsung gibi firmaların tutunamamasının (DSLRlardan bahsediyoruz) en büyük sebebi bu. Pentax kötü mü? Olympus Zuiko objektifler Nikon’dan daha mı kötü? Panasonic Leica 14-50mm f2.8-3.5 OIS’den memnun olmayan var mıydı? Bu firmaların DSLR piyasasında Canikon’dan piyasa payı çalamamasının, bence, en büyük psikolojik sebebi: Aynı ya da benzer işi yapan ve çok yaygın bir sistem varken, neden yeni maceraya gireyim?

Piyasada yer edinecekseniz:

– Benzer sınıftaki gövde ve objektifleriniz diğerlerinden çok daha iyi olacak. Ama “ÇOK” daha iyi. Tam kare gövden varsa D800′den daha iyi detay verecek ve 1Dx’ten daha hızlı olacak. APSC gövde yapıyorsan süper bir odaklama becerisi olacak, imaj kalitesi Canikon’u kilometrelerce geride bırakacak, çektiği video Hollywood kalitesinde olacak. Objektiflerinin tamamı tozu dumana katacak, taş gibi olacak, sorunsuz olacak.

– Uzun süre para kaybetmeyi göze alacaksın. Çok daha kaliteli ürünlerini diğerlerinden ucuza satacaksın. Şu ana kadar sadece Sony bunu yapabildi. Birkaç senedir Sony A DSLRlar çok uygun fiyatlara satılıyor. Sadece üst sınıftaki DSLRları Canikon ile aynı fiyatta, belki de bu yüzden A700, A77, A900 gibi gövdeler çok iyi olmasına rağmen istenen sıçramayı yapamadılar. 2000$ altında satılan ilk tam kare DSLR olan A850 bile beklenen ilgiyi görmedi. Buna karşılık Sony’nin SLT gövdeleri çok özellikli ve aynı sınıftaki rakiplerine göre genelde daha uygun fiyata satılıyor.

– Piyasada zaten var olan rakiplerinden çok farklı bir şey yapacaksın. Mesela: Aynasızlar! Olympus ve Panasonic bu yolu seçtiler ve bence büyük oranda başarılı oldular. Hatta o kadar başarılı oldular ki diğer markalar da aynasız piyasasına girmek zorunda kaldı.

– Mevcut bir firmayı satın almak. Ricoh uzun süredir fotoğraf sektöründe olmasına rağmen zor durumda olan Pentax’ı alarak piyasada daha güçlü bir yer edinmeye çalışıyor. Sony de Minolta’yı almıştı hatırlarsanız. Burada Sony Ricoh’a göre daha avantajlı. Sony’nin finansal gücü ve yaygınlığının yanında, Minolta sayısal fotoğraf piyasasında Pentax’a göre daha eski ve daha yaygındı.

– Vs.

Yukarıda yazdıklarıma bakarsanız, işin kolay olmadığını görürsünüz. Sadece fotoğraf sektöründe değil, her sektörde bu böyle. Yeni bir araba markası çıkarıp piyasaya girmek istiyorsanız karşınıza yüzlerce engel çıkacaktır. Marka imajı, dağıtım ağı, servis ağı, finansal büyüklük, mevcut firmaların tepkisi (fiyat kırma, bağlantılarıyla baskı yapma vs.), pazar payı için tırmalama vs. İşte bu yüzden “araba yapıp coşacağız inşallah” diyenler plansız programsız konuşuyor. “Tabletle eğitim” diye bağıranların da projeye plansız başladıkları ortaya çıkmıştı biliyorsunuz, hatta 4+4+4 kanununa soktukları “milli eğitim ihaleleri kamu denetimine tabi değildir” maddesinin sebeplerinden biri de buydu. Hedef koymak güzel de, biraz elin kalem tutsun de mi güzel kardeşim?

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-5
Işınla beni Skati…

Aynasızların Önündeki Bazı Sorunlar

En büyük sorun insanların gözündeki imajları. Bir önyargıyı parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur demişti akıllı amcalardan biri, şu anda da birçok yerde bunu yaşıyoruz. Şimdi sağda-solda okuduğum ve duyduğum şeyleri listeleyelim:

– Aynasızların pil ömrü az: Evet, genel anlamda doğru. Bazıları 200 çekime kadar düşüyor ki tarihte hiçbir DSLR bu kadar kötü pil performansına sahip olmadı. Ben OM-D ile 600′ün üzerinde, hatta 800 çekime kadar pil ömrü yakalayabiliyorum ama 1500 çekime kadar gidebilen APS-C DSLRları düşünürseniz bu rakamlar ufak kalıyor. Kaldı ki OM-D üst seviye bir aynasız. Şu anda aynasız makinelerin ortalam pil ömrü 400-500 civarı, DSLRlarınsa 800. Size 400 poz yetiyorsa orası ayrı…

– Aynasız makineler DSLRlara göre yavaş odaklar: Hem doğru hem yanlış. Modern mikro 4/3ler (m4/3) ortalama bir DLSR kadar hızlı odaklıyor. Hatta OM-D + 12-50mm kit objektifi için Olympus “en hızlı odaklayan fotoğraf makinesi sistemi” iddiasında bulunmuştu. Gerçekten de, yeni nesi Panasonic ve Olympuslar yıldırım gibi hızlı odaklayabiliyorlar. Nikon 1 sistemi de aynı şekilde. Buna karşılık Samsung, Pentax, Fuji ve Sony sistemleri odaklama hızı konusunda DSLRların hala gerisinde.

– Aynasız sistemler odağı takip edemez: Bugün itibariyle doğru, ve yanlış. Nikon 1 sistemi aynen ortalama bir DSLR kadar iyi odak takibi yapabiliyor, bunun dışındaki aynasız sistemler gerçekten de odak takibi konusunda hala DSLRların gerisindeler. Video sırasında odaklama konusunda avantajları olsa da, fotoğraf çekimi sırasında hareketli cisimleri takip etmekte aynasızlar zorlanıyor (Nikon 1 haricinde).

– Aynasızlarda optik bakaç yok. Adam gibi optik bakaç olmadıktan sonra fotoğraf makinesinin ne anlamı var: Hem doğru hem yanlış. Giriş seviyesi DSLRların optik bakaçları hem ufak hem karanlık, adam gibi optik bakaç isteyenin üst seviye bir APS-C DSLR ya da tam kare DSLR alması gerekli. Buna karşılık GX7, NEX-7, XE-1 gibi aynasızların elektronik bakaçları büyük ve parlak, ve her yeni nesil elektronik bakaç daha iyi oluyor. DSLRlarda APS-C algılayıcı için çok büyk ve parlak bakaç yapmak çok zor ve pahalıyken aynasızlardaki EVFleri istediğiniz kadar büyük yapabilirsiniz, algılayıcı boyutu bunu engellemiyor. E-PM2, NEX-5R gibi elektronik bakacı olmayan makineler de var elbet. Bunlara sonradan EVF takılabilse de bu ek bir maliyet getiriyor. Bu durumda seçim kullanıcıya kalıyor: Büyük LCD’den kadraj yapmak ya da optik bakaçlı bir DSLR tercih etmek.

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-6
Yukarıdaki şekil DPReview’dan alıntı.

Kırmızıyla gördüğünüz şey NEX-7′nin elektronik bakacının boyu. Gördüğünüz gibi bu bakaç 1Ds MarkIII’ün bakacına yakın boyutlarda ki bu boyutta bir optik bakaç yapmak hem pahalı hem de makinenin boyutlarını arttıran birşey. Ayrıca APS-C gövdelerde bu boyutta bakaç yok. Ben VF-2 kullanıyorum, o bile Canon 700D ya da Nikon D5200 seviyesinde diyebilirim.

– Aynasızların algılayıcıları ufak, bu yüzden kötü: Hem doğru hem yanlış. Pentax Q’daki algılayıcı mercimek kadar, Nikon 1′deki algılayıcı 2,7x kesme çarpanlı, m4/3ler 2.0x kesme çarpanlı, NEX/EOS M/Samsunglar’daki algılayıcı 1,5/1,6x kesme çarpanlı APS-C. Açıkçası ben Nikon 1′le bile mutluyum. Renk derinliği, yüksek ISO’daki becerisi çok iyi ve fotoğraflarını satan bir profesyonele bile bazen yeter. “Algılayıcısı ufak abi” denen OM-D’yi Nikon D200, hatta D300′e bile tercih ederim. NEX ve benzeri APS-C algılayıcılı aynasızlar zaten DSLR seviyesinde. Yani ben “genel anlamda” aynasızlarda algılayıcı sorunu görmüyorum, ya da bahsedildiği kadar büyük sorun yok.

– Aynasızlar DSLRlar kadar pahalı: Bazen doğru bazen yanlış. Aşağıda buna etraflıca değindim.

– Aynasızlarla arkayı bulanık yapmak daha zor: Yukarıdaki “algılayıcılar ufak” paragrafıyla aynı şey aslında. NEX/EOS M/Samsunglar’da bu sorun yok, çünkü algılayıcıları zaten APS-C DSLRlar ile aynı. Pentax Q için bu çok doğru, çünkü algılayıcı mercimek kadar. Nikon 1 için de kısmen doğru. Nikon 1 ile alan derinliği kontrolünüz daha kısıtlı. Ama mesele gene de kompaktlar kadar kötü değil. Aşağıdaki örneklere bakın:

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-7 birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-8

Nikon V1 + Nikon 135mm f2.8 AI-S ile çektim. Lamba ile aram 3 metre civarı, lamba-resim arası 20-25cm arası. Lamba 2 metrede olsa bulanıklık miktarı artacaktı. Bir örnek daha:

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-9

Gene Nikon V1 ve 135mm f2.8 ile.

m4/3 sistemi Nikon 1′e göre daha şanslı. Hem algılayıcı biraz daha büyük hem de fazla sayıda f0.95-f1.4 diyaframlı objektif var. Yani m4/3 sisteminde alan derinliği konusunda çok sorun görmüyorum.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Olympus OM-D + 45mm f1.8. Lambaya 1,5 metre mesafedeyim, televizyon-lamba arası 4 metre. Çoğu zaman bu kadar bulanıklık bana yetiyor.

– Aynasızlar çok ufak, tutmak zor geliyor bana: Gene kişisel bir fikir. Bazısı ufak ve hafif sistem ister. “Elime otursun” diyorsan zaten ortalık DSLR kaynıyor 🙂

Fiyat Aralıkları

Neyse konuyu dağıtmayalım, aynasız-DSLR olayına dönelim. Aynasız makinelerin önünde hala birçok engel var. Birçok ülkede yeterince tanınmamaları, dağıtım ağlarının yaygın olmaması (Amerika’da Panasonic’in fotoğraf makinesi ürettiğini duyunca şaşıranlar var), halkın büyük kısmının aynasızların imaj kalitesinin düşük olduğuna inanması, optik bakaçsız makine istemeyenler vs. Ve. Ve… FİYAT!

Nevet efenim, FİYAT. Fiyat önemli. Fiyat ÇOK önemli. Herhangi birşey alıyorsanız verdiğiniz paranın karşılığını almak istersiniz değil mi? Asgari ücretin bilmem kaç katı parayı el kadar birşeye veriyorsan beklentilerin artar.

DSLR üretmek kolay değil. Cidden değil. Ufak bir DSLR’da 1000′in üzerinde parça var! 1Dx benzeri kompleks modellerde 1000lerce ufak parça olabiliyor. Büyük ve kompleks prizma yapısı, kablolama, hassas deklanşör ve odaklama sistemleri, işlemciler vs. derken bir DSLR’ı üretmek ucuz olmuyor. DSLR üreticileri giriş seviyesi modellerinden bazı özellikleri kısarak fiyatları uygun seviyelere çekiyorlar. Örneğin, giriş seviyelerinde daha karanlık ve ufak bakaç sistemi olmasının en büyük sebebi maliyeti azaltmak.

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-11
Bu ayna, optik bakaç ve odaklama sistemini (DSLRlardaki odaklama algılayıcıları bakacın oralarda biryerde bulunur) yapmak mikron seviyesinde hassasiyet gerektiriyor.

Bu ayna, optik bakaç ve odaklama sistemini (DSLRlardaki odaklama algılayıcıları bakacın oralarda bir yerde bulunur) yapmak mikron seviyesinde hassasiyet gerektiriyor.

Şimdi burada bir durum var: 1000$’ın altında satılan ilk DSLR olan Canon 300D’den bu yana çok ciddi gelişmeler oldu. Artık 500$’ın altına bile DSLR bulmak mümkün (gene ABD fiyatlarıyla konuşuyoruz). Ek olarak, şu anda 500$’ın altında alacağın bir DSLR’ın imaj kalitesi, 4-5 sene önce çıkan orta seviye bir DSLR’dan daha iyi. Canon 1100D’nin teknik imaj kalitesi Canon 40D’den ve 50D’den daha iyi örneğin. Acı ama gerçek. Aynı şekilde Nikon D3100′ün de teknik imaj kalitesi D300′den daha iyi. Ne demek istiyorum? Müşteriler uygun fiyatlı DSLRlar ile zaten iyi imaj kalitesine ulaşabiliyorken, neden başka birşey alma ihtiyacı hissetmeli?

Aynasızların en büyük avantajı işte bu noktada karşımıza çıkıyor: BOYUT. Ayna sisteminin kalkması sayesinde, gerçekten çok ufak boyutlarda fotoğraf makinesi üretmek mümkün. Algılayıcı-objektif arasındaki mesafenin (flaş) azalması sayesinde objektif boyutlarında da azalma görüyoruz. m4/3 ve Nikon 1 sistemleri biraz daha ufak algılayıcı kullanmaları sayesinde daha da ufak objektiflere sahipler. Makine ve objektif ufak olunca, taşıması da kolay oluyor. Hem ufak hem hafif. Bütün gün boynunda E-PL5 + 35-100mm f2.8 mi gezdirmek istersin D300s + 70-200mm f2.8 mi? E-PL5′in kütlesi D300s’in 3′te biri kadar, objektiflere girmiyorum bile. Nikon D300s ve 70-200′ü yarım saat taşıyın, boynunuzda gülle var sanırsınız. ”Aynı şey değil ama” diyorsanız NEX-6 + 18-55mm ve Nikon D5100 + 18-55mm’yi karşılaştırın. Aynı imaj kalitesi… Al sana avantaj. Boyut avantajının getirdiği dezavantajlar da var elbet. Şimdilik o konuyu geçip fiyatla devam edelim.

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-12
Soldaki Olympus OM-D EM-5 (400 gram), sağdaki Canon 60D (755 gram). www.camerasize.com’dan alıntı.

Boyut ve taşınabilirlik dedik. Bunlara video sırasında sürekli otomatik odaklama yapmayı da ekleyebiliriz. Aynasızlarda ayna olmadığı için odak sistemi bilgiyi doğrudan algılayıcıdan okur, bu yüzden video sırasında sürekli odaklama yapmak mümkün olur. Geleneksel DSLRlarda ayna açılınca odak sistemi çalışmaz. Sony SLTler yarı geçirgen ayna kullandığı için ve Canon yeni DSLRlarında algılayıcıya odaklama pikselleri eklediği için bu sorunu aşmış gibiler ama bu modeller sınırlı. Yani video sırasında otomatik odaklama yapan bir alet alırsanız seçeceğiniz DSLR modeli sayısı sınırlı, hâlbuki piyasadaki aynasız modellerinin %99′u bunu zaten doğal olarak yapıyor.

Ne güzel değil mi? Ayna-prizma sistemi yok, gövdeler ufak, objektifler ufak, bazı firmalarda algılayıcılar ufak. Peki, bunlar karşılığında ne beklerseniz? Herşey ufaksa, fiyatı da ufak bekleriz değil mi? Gerçekten de aynasız sistemlerde çok uygun fiyatlı modeller var. Olympus’un E-PM1 modeli bunlara örnek. Vergilerin son 11 yılda katlanarak arttığı ülkemizde bile E-PM1 650TL civarlarına kadar düştü. Ne güzel, hem uygun fiyatlı hem iyi imaj kalitesi hem hızlı odaklama (E-PM1 için konuşuyorum). Nikon J1 + kit objektif de ABD’de 300$ civarına bulunabiliyor. Bu fiyatlar kompakt makine fiyatlarına yakın, hatta bazı kompakt modelleri daha pahalıya satılıyor.

Yalnız, iş bu kadar basit değil. Her firma kar için çalışır (sürpriz!). Kar edecekseniz, sattığınız ürünleri belli bir bedele satmak zorundasınız. Ya her ürünün bedeli maliyetin üzerinde olacak, ya da bazı ürünleri düşük karla ya da karsız satıp diğer ürünlerinize bütün karı yükleyeceksiniz (yani yüksek kar marjı ile satacaksınız). Ya da “ben süper kalite satıyorum, dolayısıyla fiyatlarım da ona göre” deyip Apple taktiği izleyeceksiniz. Aşağıda verdiğim tabloları görünce zaten ne dediğimi anlayacaksınız.

Tablolara geçelim. Bu yazıda büyük algılayıcılı ve objektifi değişen bir makine almaya karar verenlere alternatifleri göstermeye çalıştım. Yani kompakt makinelerden vazgeçtiğinizi varsaydım. Seçenekler 10larca olduğu için sadece piyasada aktif olarak ve kit objektifle beraber satılan gövdelerin fiyatlarına baktım. Türkiye’de nereden hangi fiyatı baz alacağımı bilemedim çünkü tek bir firma her markayı satmıyor. Dolayısıyla farklı markalar için farklı firmalardan araştırma yapmak zorunda kalmamak için Amazon ve BHPhoto’nun internet sitelerindeki fiyatları baz aldım. Bu fiyatların Türkiye’de farklılık gösterdiğinin farkındayım (ağır vergiler, saçma ve firmadan firmaya değişen fiyatlandırma vs.), gene de fiyat sıralaması fikir verir diye düşünüyorum. Dikkat ederseniz listede D5000, 1000D ve 550D gibi bazı yerlerde hala satılan ama artık güncel olmayan bazı makineler yok. Eğer piyasada satılan her makineyi listeye koysaydım liste iki katı büyüyecekti.

Bazı dönemlerde firmalar ciddi indirimler yapıyor, bu dönemlerde fiyatlar ciddi inebiliyor (örneğin Nikon V1 veya Panasonic GX1). Aşağıdaki listedeki fiyatlar 10-13 Ağustos 2013 tarihindeki fiyatlar. Siz okurken fiyatlar değişmiş olabilir, ama mantık tahminen aynı kalacaktır.

Tablolarda “A” harfi aynasız, D harfi “DSLR” için kullanıldı. Aynasızlar açık mavi, DSLRlar açık yeşil (erkek adam 7 renk ve onun tonlarını bilir; antilop, mecli kahve, prusya mavisi, titanyum beyazı, oksit sarı, şampanya köpüğü benzeri ucubik renkleri ancak ve ancak hatun kişiler ayırabilir). Değişik fiyat aralıkları belirledim ve bu aralıklarda kaç aynasız kaç DSLR olduğunu yazdım. Sonra bu tabloyu farklı şekillerde sıraladım ve hangi grupta hangi makineyi neden önerdiğimi yazdım.

Fiyata Göre Sıralama

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-13

Nasıl? Böyle listeyi hayatta bulamazsınız :) Şimdi biraz yorum yapıp ahkâm keselim:

Görüleceği üzere, 500$ altı tamamen aynasızların hâkimiyeti altında. “Hâkimiyeti altında” derken, “aynasızlar daha çok satıyor” demedim, bu fiyat aralığında kit olarak satılan 2 DSLR varken 21 aynasız var! Bu fiyat aralığında önerim: Kompakt makineye eşek kadar para vereceğinize hiç düşünmeden bir aynasız alın. Şu anda alınabilecek tek kompakt makineler cebe girecek kadar ufak olanlar, ya da 300$ altına bulabilirseniz Lumix LX-5/LX-7 Canon G15 benzeri ileri seviye makineler. Hatta ben olsam ileri seviye kompaktlara bile bakmazdım. Sebebi:

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-14

m4/3 sistemin algılayıcı boyutu ve kompaktlarınkine bakın. Boyut farkını gördünüz mü? Şimdi o gerçekten bit kadar 1/2.3″lik algılayıcıya 14-20MP sokuşturmaya çalışıp “abi DSLR’dan bile iyi çeker bu” diye müşteriyi kandıran “bazı” firmalara ne demek lazım? Orada 10 kat büyük algılayıcısıyla E-PM1 dururken…

500$ altında sadece 2 DSLR var dedik. Bu demek değildir ki “aynasızlar DSLRları parçalıyor”. 330$’a alacağın 1100D ile daha iyi sürekli odaklama sistemi, ufak ama optik bakaç, daha iyi kontrol sistemi ve ergonomi ve daha uzun pil ömrü kazanıyorsun. Ve 1100D’nin algılayıcısı o listedeki aynasızların birçoğundan (hepsinden değil) daha iyi performans veriyor. Keza D3100 de böyle. Boyut-fiyat-imaj kalitesi-sistem (lensler-flaşlar) gibi değişkenler boru değil, bunlar satın alımları etkileyen ciddi etkenler. 

500$-700$ arasına gelince 8 aynasız ve 10 DSLR görüyoruz. DSLR firmaları aynasızlarla mücadele edebilmek için son iki yıldır bu fiyat aralığını zenginleştirmeye başladı. Bu aralıktaki DSLRlara bakarsanız bayağı sağlam modeller görürsünüz, bunların pek çoğu 4-5 yıllık profesyonel modellerle kapışacak kadar kaliteli (teknoloji ve teknik imaj kalitesi konusunda). 550$ civarındaki D3200′e ucuz bir 35mm f1.8G takıp yüksek ISO’ya çıkmamak için üçayak kullanırsanız teknik kalitesi D4-D3s gibi makinelerden bile daha iyi fotoğraf çekebilirsiniz! İyi bir objektifiniz varsa ISO100-200 civarında D3200′den daha iyi fotoğraf çekebilecek gövde sayısı çok değil. Pentax K30 da taş gibi makine örneğin. Toz-nem geçirmez, düşük ve yüksek ISO imaj kalitesi ve dinamik aralığı profesyonel APS-C modellerle yarışacak kadar iyi. Şimdi durum böyle olunca, aynasız sistemlerin başarılı olabilmesi için “yenmesi” gereken canavar cidden çok güçlü. En büyük avantajları olan “boyut ve kütle” özelliklerini çok akıllı kullanmaları gerekli.

500-799$ arası artık daha da çetin. Pentax K-5, Nikon D-5200, 60D (D7000 de bu fiyatlara bulunabiliyor artık) gibi gerçekten kaliteli modeller bu aralıkta. Lumix G6, NEX6, Fuji XM1 gibi modellerin gerçekten farklı olmaları ve kullanıcıları farklı noktalardan yakalamaları lazım ki bu güçlü modellerle yarışabilsinler.

1000$ artık psikolojik sınır. 1000$’ın üzerinde para harcayacaksanız beklentileriniz doğal olarak yükseliyor. Artık Nikon V2 gibi aletler gözünüze komik gelmeye başlıyor (algılayıcı boyutu yüzünden). Peki, neden komik geliyor? Çünkü artık D7100, A77, 7D/70D, K-5IIs gibi canavarların arasındasın! Rakiplerin o kadar iyi ki… İkinci el tam kare gövdeler bile senin liginde artık! 1500$’a D600-6D kampanyaları yapılırken, 5Dler hatta 5D Mark2ler… Sen de aynı parayı istiyorsan, çok ciddi avantajların olması gerekiyor.

1500$’ı geçince ciddi ciddi durup düşünmeniz gerekli. Hele 2000$ alarm çanları çaldırmalı.

Yalnız dikkat ederseniz fiyat arttıkça ortalama DSLR boyutları ve kütleleri da hafiften artmaya başlıyor. Yani “pahalı ve kalitesi” DSLRlar genelde biraz iri oluyor. İşte bu, aynasızların da bir avantajı belki de. Örneğin GH3 + 35-100mm f2.8 kitini düşünelim. 2800$ (piyasada artık daha da ucuza bulabiliyorsunuz gerçi, bu fiyata grip de dahil. Tabloyu değiştirmedim idare edin). Ucuz mu? Tabii ki değil. 2800$’ı (aslında 2400$ civarı) nasıl bir alete veriyorsun: Profesyonel kalitede bir 35-100mm f2.8 objektife (35mm eşleniği 70-200mm), toz-nem geçirmez sağlam/ergonomik/tonla özelleştirilebilir tuşu olan profesyonel bir gövdeye, piyasanın en iyi kalitede video çeken makinelerinden birine (profesyonel video aletlerine kafa tutacak kadar iyi), WiFi özelliğine, ortalamanın üzerinde fotoğraf kalitesine… Bir dakika… Biri “Ortalamanın üzerinde” mi dedi? Evet, GH3′ün teknik imaj kalitesi giriş seviye DSLRlar civarında, belki bazılarından biraz daha iyi. Ama düşük ISO’da dinamik aralık konusunda ve yüksek ISO’da renkler ve detay konusunda D7100-K5IIs gibi gövdelerin gerisinde. Otomatik odaklaması doğru objektifle bunlar kadar iyi olsa da sürekli odaklama konusunda hala çok gerilerde. Yani GH3 ile aksiyon fotoğrafı çekmek zor, kontrastlı sahnelerde daha fazla dikkat gerektiriyor, ışığın çok düşük olduğu anlarda fotoğraf performansı, bir miktar geride, pil ömrü de diğerlerinin gerisinde. Yetersiz mi? Çoğu durum için iyi bile. Ama verdiğin paraya ve alternatiflerine de bak. K5-II + 50-135mm f2.8 nasıl mesela? Bu durumda boyut da çok çok avantaj değil çünkü GH3′ün boyutları K5 kadar, Pentax 50-135mm Panasonic 35-100mm’den büyük ve ağır olsa da pratikte çok farkedip etmeyeceğine siz karar verin. Video konusunda iş farklı, dediğim gibi GH3 piyasadaki en iyi video çeken makinelerden biri, bu yüzden işiniz video ağırlıklıysa GH3′ün fiyatı düşük bile gelecektir.

Herşey amaca bağlı.OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Yukarıda soldan sağa: Olympus 40-150mm, Sony 18-200mm LE (NEX), Panasonic 100-300mm, Nikon 80-200mm f4,5-5,6. Bu Panasonic ile m4/3 sisteminde 200-600mm arasına çıkabiliyorsunuz (35mm eşlenik). Aynı açıya çıkmak için D7000′e 400mm objektif takmanız gerekli ve 400mm objektiflerin fiyatı malum. En soldaki 40-150mm de 35mm’de 80-300mm’ye denk geliyor.

OLYMPUS DIGITAL CAMERA

Yukarıda soldaki Olympus 45mm f1.8, sağdaki de Nikon sisteminin en ufak objektiflerinden biri olan 35mm f1.8G.

Şimdi bu tabloya başka bir açıdan bakalım ve firmaları kendi içinde değerlendirelim. Hangi firma aynasızlara ne kadar önem veriyor, fiyatlandırma stratejisi nasıl onu görelim:

Firmaya Göre Sıralama

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-17

Gördüğünüz gibi sadece aynasız üreten 4 firma var: Fujifilm, Olympus, Panasonic ve Samsung. Olympus DSLR olarak E-5 de satıyor ama %99 ihtimalle artık DSLR üretmeyecek ve mevcut 4/3 kullanıcılarının objektiflerini kullanabileceği aynasız gövdeler çıkaracak. Yani, 4 firma geleceğini aynasız sistemlere bağlamış durumda.

Sony NEX sistemine çok ciddi yatırım yaptı ve yüksek ihtimalle SLT sistemini de bırakıp artık tamamen aynasız sisteme geçecek (ama A bayonetli DSLR boyutlu makineler ve E bayonetli NEX tarzı makinelerle iki kulvarda, yani A bayonet kaybolmayacak).

Canon aynasız pazara son giriş yapan firma ve gördüğünüz gibi şu ana kadar pek önem vermiş değil. EOS M sisteminde şu anda 3 objektif var ve bir adaptör yardımıyla tüm Canon EOS objektifleri kullanma şansı var. Yani aslında EOS M sisteminde 150$’lık ek bir harcamayla 100lerce objektife erişimin yolunuz açılıyor (Canon’a ek olarak Sigma, Tamron ve Tokina dahil). Dikkat ederseniz EOS-M’in şu anki fiyatı 1100D’yi saymazsak Canon portfolyosundaki en ucuz fiyat. Çıktığında 800$’ın üzerinde fiyatı vardı.

Nikon, 1 sistemiyle aynasız sisteme giriş yaptı. Bu sistemde 1″lik algılayıcı kullanıyorlar. Gövdeler ve objektifler ufak ve hafif. Hibrit odaklama sistemi sayesinde DSLR hızında odaklama yapabiliyor, hatta sürekli odaklaması da DSLRlar kadar iyi. Yani örneğin Nikon J1 + 30-110mm ile koşturan çocukları çekmek, bir DSLR ve hızlı bir telefoto objektif ile çekmek kadar kolay. Bu aletler saniyede 10-30-60 kare çekebiliyorlar ve fotoğraf kaliteleri 12MP’lik m4/3 algılayıcıları kadar iyi (daha ufak algılayıcıya rağmen).  Ek olarak, bir dönüştürücü ile Nikon’un objektiflerine de ulaşım imkanınız var ve 2,7x kesme çarpanı sayesinde telefotoda büyük avantajınız oluyor. Örneğin 55-300mm AF-S objektifi 150mm-810mm kullanma imkanınız var, hem de VR ve otomatik odaklamayı (AF-S objektiflerle) koruyarak. Sigma 150mm f2.8 OS ile ilginç makro fotoğrafları çekenler var, yani Nikon harici Nikon F bayonet uyumlu objektiflerle kullanmak da mümkün.

Samsung, Pentax’la bir süre süren ortaklığından vazgeçip kendi ürünlerini kendi üretmeye başladı. Hatta APS-C algılayıcıya sahip ilk aynasız makineyi Sony’den önce Samsung çıkardı. Şu anda sistemleri flaş ve objektif yönünden çok zengin değil, ama çok fazla eksiği yok ve mevcut objektifleri ortalamanın üzerinde kalite sunuyor. WiFi özelliğini birçok modelinde kullanıyor ve son Samsung NX modeli ile Android’i de makinelerinde kullanmaya başladı. Sony ile beraber gövdelerine teknolojiyi en hızlı adapte eden firmalardan biri.

Pentax DSLR sektörüne geç girmişti (SLR değil, DSLRdan bahsediyorum), aynasız konusunda geride kalmak istemedi ve Q diye bir seri çıkardı. Şu anda görülen, Q serisinin sadece Japonya’da çok sattığı (hatta en çok satan aynasızlar arasında), onun dışındaki bölgelerde yaygın değil. Algılayıcıları kompakt makine boyutunda, yani ufak. Gövde ve objektifler de ufak, ama E-PM1 benzeri gövdelerle aralarında çok boyut fark yok. K-01 ayrı bir hikâye. Başarılı K5 modelinden optik bakacı kaldırıp makineyi piyasaya sürdüler. Alet sağlam, çok iyi imaj kalitesine sahip ama tutuş ergonomisi garip ve otomatik odaklama hızı yavaş. Fiyatı 300$ civarlarına kadar bile düştü bir aralar, elinizde Pentax objektifler varsa yedek makine olarak o fiyata alınabilir. Ben hala Ricoh’tan (Pentax’ı son satın alan firma) GR serisine yüklenmelerini bekliyorum, ama hala işaret göremedim. Tahminimce bütün AR-GE ekibi şu anda tam kare bir Pentax gövde üzerinde çalışıyor.

Firmaların kendi içindeki ürünlerinin fiyatlandırmalarına dikkat edin. Eski ürünlerin fiyatları, ürünler yenilendikçe düşüyor ama bazı yerlerde hala eski ürünleri pahalıya görebiliyorsunuz. Alım yaparken buna dikkat edin, yani G3′e G5′ten daha çok para vermeyin.

Peki Hangisini Alalım

Şimdi… Listeyi Aynasızlar ve DSLRlar olarak ikiye ayırdım ve hangisini tavsiye ettiğimi ve hangisini tavsiye etmediğimi yazdım. Yanında “X” yazanları almanızı tavsiye ederim, “Y” yazanları ise almayın. Boş bıraktıklarım “hem alınabilir hem alınmayabilir” kategorisinde. Tablonun en sağına da sebepleri ve yorumlarımı yazdım. Dikkat edin, bu liste “subjektif” bir liste, yani sadece kendi fikirlerim. Makine alırken ihtiyaçlarınıza göre siz karar vereceksiniz, ama amatörseniz ve “ne alsam” diye forumlarda tırmalıyorsanız bu listeye dikkatli bakın derim.

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-18

İşte liste… Her satır üzerinde tartışabilirsiniz. Benim yazdığımla ilgili aksi bir düşünceniz varsa buraya yazmaktan çekinmeyin, Recep burada değil yani herkes fikrini belirtmekte özgür 🙂

Peki, Nereye Geliyorsun, Demek İstediğin Ne ?

OM-D ve Nikon D7100′ü düşünün. Nikon 1200$, OM-D çıktığında 1000$’dı (gövde fiyatları). Neden D7100 yerine OM-D alalım?

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-19

(Gene camerasize.com sitesinden aldım) OM-D gerçekten ufak, D7100′ün kütlesinin yarısı, hareketli ve dokunmatik LCD’si ve iyi bir elektronik bakacı var (piyasada şu anda daha iyileri olsa da). D7100′ün sürekli odaklama performansı daha iyi, algılayıcısı daha iyi, gövde profesyonel kaliteye yakın, ergonomisi daha iyi (ele oturuşu ve tuşların büyüklüğü), büyük bir optik bakacı var ve pil ömrü çok daha iyi. İki makine de aslında profesyonel seviyede kullanım için tasarlanmış. Özelleştirilebilir tuşlardan detaylı ayarlara kadar, flaşları uzaktan yönetebilmekten toz-nem korumalı gövdeye kadar herşey tastamam. Bu farklara bir daha bakın. Eğer OM-D’nin negatif taraflarını kapatabiliyorsanız, ya da bu negatif özellikler sizin için önemsizse, OM-D çok iyi bir tercih. Örneğin ben OM-D’yi grip ve ek pil ile aldım, dolayısıyla pil ömrü ve zayıf kavrama sorunları benim için yok. Sürekli odaklamayı gerektiren çekimler yapmıyorum ve 16MP’lik Sony algılayıcı gerçekten benim için çok yeterli. Ufak boyutu, hafifliği ve hareketli ekranı ise gerçekten avantaj. Şimdi, D7100 almam için sebep kaldı mı?

Bunun tersi de olabilir. Yani sizin için ağır kütle ve ele sağlam oturuş önemlidir, en yüksek MP’yi ve ISO6400′de en iyi performansı istiyorsunuzdur, kuş çektiğiniz için sürekli odaklama sizin için önemlidir. İşte şimdi D7100 daha iyi seçim, 200$ fazla olmasına rağmen.

İşte bunu bilen DSLR üreticileri, giriş seviyesi DSLRlarının fiyatını indirerek aynasızların piyasaya yayılmasını engellemeye çalışıyorlar. Olympus E-PL5 ile Nikon D3200 aynı paraya satılıyor. Biri ufak, ince ve hafif, ilk odaklaması çok hızlı, hareketli LCD’si var. Buna karşılık diğerinin ufak olsa da optik bakacı, daha iyi algılayıcısı ve daha iyi sürekli odaklama becerisi var. Ayrıca D3200′ün bir “DSLR duruşu” da bazıları için avantaj. Fiyatı biraz arttırıp 800$ civarlarına çıktığınız zaman o gruptaki aynasızların karşısında D5200′ü görüyorsunuz ki teknik olarak D5200′den daha iyi aynasız sayısı az. Bu grupta aynasızların sadece “daha ufak ve hafif” avantajı kalıyor (kit objektifli Fuji XM1 dahil).

İşi daha kötü hale getirelim mi? Şimdi size 3-4 model yazayım, ve aynasızların rakiplerinin aslında DSLRlar ile sınırlı olmadığını anlayın: Canon G1X, Sony RX-100 ve RX-100 II, Sigma DP 1/2/3, Nikon Coolpix A, Ricoh GR, (belki) Fuji X20. Bunların hepsi aynasızların rakibi. Örneğin odaklaması biraz yavaş olmasına ve makro modu olmamasına rağmen Canon G1X harika bir alet. Sağlam, hareketli LCD, DSLR kalitesinde imaj ve video kalitesi, iyi ergonomi… Sony RX-100 keza öyle.

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-20

İşte arkadaşlar, dostlar, gardaşlar, bana oy verenler (vermeyenler ayyaş)… İşte aynasızların aşması gereken dertler bunlar, yani “diğerleri zaten varken, neden seni alalım?” sorununu yanıtlamaları gerekiyor. Bence E-PLX serisi ve OM-D ile Olympus bunu kısmen yaptı, Fuji de kaliteli ve farklı serisiyle kendini bir miktar diğerlerinden ayırabildi (ama beni neden o kadar para vermem gerektiği konusunda hala ikna edemedi).

En İyi Aynasız Makine Hangisi ?

Burada konuyu ikiye ayırmak lazım: Ufak aynasızlar ve orta boylar. Ufaklar E-PL5 boyutundaki, elektronik bakaca sahip olmayanlar. Orta boylarsa OM-D EM-5 ve G6 gibi elektronik bakaçlı modeller.

Küçük Aynasız Kategorisinde En iyi Makine:

Olympus E-PL5. Neden? Fiyatı uygun, boyutları uygun, hareketli ve dokunmatik ekran, hızlı odaklama, OM-D EM-5′te kullanılan başarılı 16MP’lik Sony algılayıcısı, ayrılabilen grip, piyasadaki en iyi JPEG işleme.

Neden NEX ya da Samsung NX ya da Panasonic GF değil? Çünkü birinin odaklaması yavaş, diğerinin objektifleri eksik, bir diğerinin WiFi haricinde E-PL5′ten daha iyi bir tarafı yok. Ve elbette ki eksiksiz ve harika objektif sistemi de E-PL5′i seçmemde en büyük etkenlerden.

birkarefotograf-hangi-fotograf-makinesi-21
ephotozine.com’dan alıntı. OM-D EM-5 ve E-PL5 yanyana.

Orta Boy Aynasız Kategorisinde En iyi Makine:

Olympus OM-D EM-5: Neden? Sağlam ve toz/yağmur korumalı sağlam gövde, iyi ergonomi (grip alırsanız mükemmel oluyor), tonla özelleştirilebilen tuşlar ve işleyiş, 10larca özel ayar, iki kontrol tekeri, başarılı 16MP’lik Sony algılayıcısı (ISO800-3200 Aralığında NEX-5N kadar iyi), elektronik bakaca rağmen ufak ve hafif olması (20mm f1.7 tarzı ufak bir objektif ile mont cebinde taşınabilir), süper hızlı odaklama, çok sessiz deklanşör, saniyede 9 kare çekebilme, 700′ün üzerinde poz çekebilme imkanı (en son 782 pozda pil alarm veriyordu, pilin bitmesine izin vermeden değiştirdim), tonla kaliteli objektif seçeneği, mükemmel 5 akslı titreşim azaltma sistemi (belki de piyasanın en iyisi).

Neden Panasonic GH3, Sony NEX-7 ya da NEX-6, Samsung NX-20, Fuji XE-1, Nikon V2 değil? Çünkü bunların hiçbiri yukarıdakilerin “TAMAMINA” sahip değil. GH3 büyük ve gereksiz pahalı, Sonyler’in odaklaması yavaş, yağmur koruması yok (Peru Amazon’unda çok işime yaradı) ve deklanşörleri biraz sesli (EM-5′e göre), Samsunglar da NEX gibi, Fuji keza aynı şekilde, Nikon’un algılayıcısı ilk nesil m4/3ler seviyesinde olsa da EM-5′tekinden daha kötü vs. Tüm bu gövdelerin teker teker EM-5′ten üstün olduğu noktalar kesinlikle var (hepsi için ayrı ayrı en az 3 tane sayarım), ama tüm özellikleri toplayınca EM-5 öne çıkıyor. Örneğin WiFi bağlantısı ya da ek programlar kurulabilmesi benim için önemli değil, ya da video işiyle uğraşsam hiçbirine bakmam GH3 alırdım çünkü en önemli kıstas video özellikleri olurdu.

Not: Olympus OM-D aslında bir serinin adı, modelin adı EM-5. Yani Olympus’un yeni modeli OM-D EM-6 ya da OM-D EM-1 şeklinde çıkabilir. Bu karışıklığın suçlusu Olympus. Bir makinenin modelinde her yerde çizgi olmaz, ya da harf-numara kombinasyonlarını değiştirirsin ki insanlar ikisini ayırabilsin. Hem OM-D hem EM-5 XX-X şeklinde, yani ikisini ayıramıyorsunuz. PEN markası daha basit. Neden OMD değil de OM-D? Biri PEN (XXX) diğeri OM-D (XX-X). Neyse, koskoca Japonlardan daha mı iyi bileceğiz canım?

UYARI

Yazının içinde yazdım ama bir daha uyarayım: Listelerde her makine yok ve fiyatlar her gün değişiyor. Ayrıca Türkiye fiyatları değişkenlik gösterecektir. Zaten yazının amacı fiyatları göstermek değil “aynasızlar üzerindeki baskıyı anlatmak.

Yazar:Ertan ÖZTÜRK (ozturer)(yazarın izni alınarak yayınlanmıştır)

Alıntı Adresi

Yazar Hakkında

Fotoğrafçılık, Fotoğraf Makineleri, Fotoğraf Ekipmanları Hakkında Bilgi ve Haberleri İçeren Fotoğraf Severlerin Buluşma Noktası.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir