Günümüzde Neden Robert Capa’lar Yok

Günümüzde Neden Robert Capa’lar Yok

Robert Capa; Kısacık ömrünün yarısını savaşlarda, ölümle burun buruna geçirmiş bir fotoğrafçı olması, en büyük aşkı Gerda’yı cephede yitirmesi, ömrünü de -boynunda fotoğraf makineleri- bir mayına kurban giderek noktalaması, fotoğraflarının gerçekliği üzerine süregiden iştahlı tartışmaları durultmaya yetmiyor. Çünkü o bir kumarbaz. Çünkü o dünyanın herhangi bir yerine ait değil. Çünkü o bir Don Juan, karşısına çıkan bütün kadınlarla ilgilenmiş, bütün kadınlar da onunla. Çünkü o bir dalgacı, savaşta fotoğraf çekerken geçirdiği zaman hariç yaşamın her anı ile dalga geçerek yaşamış.

Bırakın bir savaşa tanıklık etmeyi, bizi üzen ve hayal kırıklığına uğratan ufacık şeylerden depresyona giriveren bu çağın insanı olarak, savaşlarda korkunç biçimde ölen insanlara en yakın mesafelerden deklanşöre basarak ömrünü geçiren birinden her daim aklı başında, her daim doğrulara sadık, ciddi, sağlıklı davranışlar beklememiz biraz haksızlık olmuyor mu? (Zaten bu haksızlığı, insanın insana eziyetini anlatmaya çalışan bütün fotoğrafçılara yapmıyor muyuz? Kevin Carter’ların intiharlarında hangimizin payı yok ki?)

Tarihsel olarak kısa ama sığdırdıkları ile kocaman bir ömrü böyle bir yazının içinde anlatmak zor. Yine de bu satıların yazılmasına neden olan yaşamdan biraz bahsedelim, meraklısına.

Robert Capa 1913 yılında Budapeşte’de doğuyor. O devrin Macar ahalisinin inanışına göre, doğduğunda başı hala zarla kaplı, sanki birkaç aylık bebek gibi siyah saçları ve bir elinde altı parmak olduğu için ünlü biri olacağına inanılıyor. Asıl adı Endre Ernö Friedmann. Sosyalist faaliyetleri nedeni ile tutuklanması üzerine ailesi onu 1931’de Berlin’e eğitime gönderiyor. Berlin’de fotoğrafla ilgilenmeye başlıyor. İlk başarısını, 1932’de Kopenhag’da bir konuşma yapan Troçki’yi çekmekle yakalıyor. Troçki’nin konuşmasını dinleyenler arasında büyük makineleri ile birçok fotoğrafçı var. Ama Troçki fotoğraf çekilmesini istemediğinden kimse fotoğraf çekemiyor. Capa, elinde 35 mm Leica ile flaşsız çekim yaptığından, kimsenin dikkatini çekmiyor.

Bir Yahudi olan Robert Capa, Almanya’da Hitler ve Nazi etkisi artınca Fransa’ya geçiyor. Paris onun için yeni bir dünya olduğu kadar, açlık ve sefalet demek. Ama aynı zamanda büyük aşkı Gerda ile tanışması ve İspanya İç Savaşı’nı fotoğraflamak üzere savaş fotoğrafçılığına başlaması demek. Fotoğraflarını satabilmek için Gerda ile kendilerine bir hikaye kurguluyorlar ve yayıncılara ismini Robert Capa olarak tanıtıyor, tarihe de böylece bu adla geçiyor.

Gerda’nın ölümü Capa için elbette çok sarsıcı. Gerda’dan sonra Capa’nın hayatına birçok kadın giriyor, bunlardan biri de yine tarihin ünlü isimlerinden Ingrid Bergman. Ama Capa ne bir kadına ne de bir yere bağlı kalabilecek biri değil, dönüp dolaşıp kendini hep cephede buluyor.

Normandiya Çıkartması hem yaşamının hem de mesleğinin en önemli deneyimlerinden biri. Amerikan askerleri ile birlikte Normandiya’ya çıkıyor o da. Ölüme en yakın olduğu savaşlardan biri. 167 kare fotoğraf çekiyor. Fotoğrafları hemen Amerika’ya yolluyor, ancak genç bir teknisyenin hatası sonucu filmlerin çoğu yanıyor ve geriye sadece pek de iyi olmayan 11 fotoğraf kalıyor. Buna rağmen o kadar önemli fotoğraflar ki, bu fotoğraflarla da adından söz ettirebiliyor. Bu arada söylentiye göre, fotoğraflarını yakan teknisyenin işten atılmasına ve ceza almasına engel oluyor.

Dönemin en önemli isimlerinin çoğu onun dostu; Hemingway, Steinbeck, Kertesz, Bresson ve daha niceleri. Savaş fotoğrafları kadar Picasso ve Matisse fotoğrafları da ününü güçlendiriyor.

Robert Capa, dünya fotoğraf tarihini etkileyen, yönlendiren isimlerden biri. Bunun nedeni sadece kendi fotoğrafları ve kendi ismi değil. Magnum’un fikir babası ve kurucu ortaklarından biri olarak dünyaya Magnum gibi bir miras bırakıyor. Sırf bu yüzden bile hem onu hem de Magnum’un diğer kurucularını saygı ile anmak gerek.

Robert Capa’nınki gibi bir yaşamı olan insanın ancak iki seçeneği olabilir; ya yaşama ve insana olan inancını kaybederek intihar edmek, ya da ancak yaşama ve insana daha sıkı tutunarak yaşamaya devam etmek. Capa ikinci yolu seçiyor. Savaşa karşı duruşunu fotoğrafçı olarak eyleme geçirmiş. Capa’nın fotoğrafları cephedeki ortamların birer belgesi, evet ama ayrıca o çok daha zor bir tercih yapmış; savaşın değil “insan”ın fotoğrafçısı olmuş.

 

Savaşa dair, kan, ter ve gözyaşının hakim olduğu fotoğraflar yerine, savaş alanlarındaki askerlerin, sivillerin, özellikle de kadınların ve çocukların hüzünlü ya da güçlü, umutlu ya da çökmüş, anlayışlı ya da öfke dolu yüzlerini dünyaya göstermiş. Katıldığı savaşlarda fotoğrafı ile taraf olmuş, ama en çok insanın tarafında yer almış. O insanların yanında olabilmenin bir aracı olmuş fotoğraf onun için.

Robert Capa’yı Capa yapan nedenlerden biri de yaşadığı dönem olsa gerek. Bugün yaşasaydı, böyle bir dünyada ve böyle bir medya ortamında aynı duruş ile bu başarıyı yakalayabilir miydi, pek sanmıyorum. Acı ve üzüntüler dahil, her şeyin alınıp satıldığı, her şeyin bir fiyatının olduğu bir dünya var artık. Fotoğrafçıların gerçekten de bir avcı gibi avına saldıran insanlar olduğu bir dünya. En son Haiti depreminde bir yaralının çevresini tepeden çevirmiş kocaman makineleri ile onlarca fotoğrafçının fotoğrafını hatırlıyorum ya da depremde belgesel atölye çalışması yapmak için Haiti’ye ciddi paralara gezi düzenleyenleri.

 

Robert Capa son katıldığı ve ölümüne neden olan Hindiçini’nde mayına basıp bedeni parçalandığında yanında fotoğrafçı arkadaşları da vardı. Capa’nın parçalanmış cesedine ait bir fotoğraf çekilmedi sanırım, ben hiç görmedim. Aynı şey bugün yaşansaydı, sanırım Capa’nın ölüm anı fotoğraflarını ve o fotoğrafları çeken fotoğrafçıların gururlu yüzlerini görebilirdik medyada.

Tozlu Raflardan. Işığınız Bol olsun.

Yazar Hakkında

Fotoğrafçılık, Fotoğraf Makineleri, Fotoğraf Ekipmanları Hakkında Bilgi ve Haberleri İçeren Fotoğraf Severlerin Buluşma Noktası.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.