Fotoğrafçılığa Başlarken Yapılan Hatalar

Fotoğrafçılığa Başlarken Yapılan Hatalar

Bizde geçtik bu yollardan, geçiyoruz geçtik mi tam bilmiyorum. En nihayetinde fotoğraf çekme çekebilme işi bir süreçtir. Yapılan hatalardan ne kadar çok ders alırsak o kadar ilerleme kaydederiz. Fotoğrafçıyı fotoğrafçı yapan yaptığı hatalardan ders alıp sürekli kendini geliştirmesidir. Ben yaptım oldu ben çektim oldu erdim piştim artık demek fotoğraf sanatında çok görülen bir durum olsa da işin aslı hiç öyle değildir. Kim ki ben fotoğrafçıyım diyorsa arkanızı dönün ve kaçın. Hele hele can photograhpy yazıyorsa arkanıza bile bakmayın.

Her sanat dalında olduğu gibi fotoğrafçılıkta da sürekli bir gelişim ve değişim olmaktadır. Hiç bir şey değişmese bile fotoğrafçının bakış açısı değişmektedir. Değişmelidir de. Değişsin ki bambaşka fotoğraflar üretebilsin. Yaptığı hatalardan ders alıp kendini ve bakış açısını geliştiren fotoğrafçılara şiddetle ihtiyaç vardır. Aksi halde çiçek böcek ve model fotoğrafı çekmekten öteye gidemeyeceğimiz aşikardır. Neyse çok derinlere dalmadan yeni başlayan arkadaşlarımızın yaptıkları ve yapmamaları gereken hatalardan bahsedeceğiz. Hadi başlayalım.

1- Fotoğrafçılığın başlangıcı olan ama sonu olmayan bir yol olduğunun farkına varamamak.

Fotoğrafçılıkta hiç bir zaman bitiş çizgisini göremezsiniz. O yüzden ben oldum bittim bu işin piriyim diyenlerden daima uzak durun. Can Photograhpy’nin peşine takılmayın. Hiç bir zamanda ben oldum bittim piştim demeyin çünkü bir sanat dalında zirve yoktur daima gelişme vardır. Çünkü sanat sanatçıyla beraber her gün değişen ve gelişen bir olgudur.

2- Yapılan hatalardan bir başkası da kursa gitmemektir.

Fotoğrafçılık kursu için hemen hemen her şehirde ücretsiz yada çok az ücreti olan bir çok kurs düzenleniyor. Emin olun bir kursa gitmek sizi 10 adım ileriye taşır. Çünkü fotoğrafçılık bir grup içinde hem daha keyifle öğrenmenize olanak tanırken hemde kafanıza takılan en basit soruları bile hızlı çözmenizi sağlar. Kurs imkanınız olmasa bile mutlaka bulunduğunuz yerde fotoğraf tutkusu olan insanlara ulaşın. Ortak nokta fotoğraf olunca konuşulacak öğrenilecek ne kadar çok şeyin olduğunu göreceksiniz.

3- Ekipman sevdalısı olmak.

Hayatında hiç fotoğrafçılığı adım atmamış birisi daha ilk adımda en iyi en pahalı fotoğraf makinesini alarak çok daha iyi fotoğraflar çekeceğini düşünür yada düşündürülür. Halbuki fotoğrafçılığa yeni başlayan birisinin en son düşüneceği şey hangi fotoğraf makinesini alsam sorusudur? Aslında bu şuna benzer araba sürmeyi bilmeyen bir insanın altına ferrari verseniz ne olur toros verseniz ne ? Alacağınız herhangi bir DSLR size öğrenme aşamasında fazlasıyla yeterli olacaktır. Hatta bu makine çok eski ikinci el bir DSLR’de olabilir. Unutmayın fotoğrafı, fotoğraf makinesi değil fotoğrafçı çeker. 

4- Makinemizin kullanım klavuzunu okumamak.

En çok yapılan hataların başında herhalde satın aldığımız fotoğraf makinesinin kullanım klavuzunu dikkatlice okumamamız yada hiç okumamamızdır. Cem Yılmaz’ın dediği gibi “bi aç kapa” genelde bize yeterli olduğu için o kitapçıkların yüzünü açmamak en büyük hataların başında gelir. Düşünün fotoğrafçılığa yeni başlamışsınız ne fotoğraf terimlerinden haberdarsınız nede fotoğrafçılıktan. Üstüne üstlük elinizdeki fotoğraf makinesini kullanmasını bilmiyorsunuz. Kullanmasını bilmiyorsunuzdan kasıt yani diyaframı nereden ayarlarım iso ayarları nerede şu nedir bu nedir gibi binbir soruyla boğuşuyorsunuz.

Halbuki fotoğraf makinelerinin kullanım klavuzları hem fotoğraf terimlerini hemde bu ayar şu düğmeyle yapılır ve fotoğrafçılıkta şu işe yarar gibi gayet açıklayıcı detaylara sahiptir.  Yani Türk işi “bi aç kapa” mantığıyla yol almak oldukça güçtür. Sonuç olarak kullanmasını bilmediğimiz bir makineyle fotoğraf çekmeye çalışırız. Ondan sonrada suçu makineye atar yav bu zaten iyi çekmiyor ben 99d alcam o çok daha iyiymiş diye bir başka hata döngüsünün (bakınız yukarı: makine sevdalısı) içine düşeriz. Bu hep böyle devam eder gider. Özetle fotoğrafçılığa başlarken fotoğraf makineniz ve fotoğrafçılık hakkında bir çok ipucunu barındıran kullanım klavuzunu okumak atılacak en önemli adımların başında gelir.

5- Pratik yapmamak

Fotoğrafçılığın temel yapı taşlarından birisi pratik yani uygulama yapmaktır. Bol bol fotoğraf çekmek gerekir kısaca. Bunu şöyle açıklayalım. Fotoğrafçılık uygulama gerektiren bilimler gibi (mühendislik, sağlık bilimleri) uygulama yaparak kendini geliştirmeyi gerektirir. Bu şu demek değil teorik bilgi önemsiz pratik daha önemli demek değil. Bu ikili birbirini tamamlayan bir elmanın iki yarısı gibi birbirini tamamlayıp bir bütünü oluştururlar.  Şöyle bir örnekle işi dahada basitleştirelim. Şimdi hepimiz araba sahibiyiz yada araba kullanıyoruz. Ben şimdi size aylarca yıllarca araba kullanmayı anlatsam siz direksiyon başına geçtiğinizde ne kadar araba sürebilirsiniz? Direksiyon başına geçmeden o arabayı kullanmayı öğrenmeniz nasıl imkansızsa bol bol pratik yapmadan fotoğrafçılığı çözmeniz de o kadar imkansızdır. Burada pratik yapmaktan kasıt öğrendiğiniz teorik bilgilerin uygulanmasıdır. Yoksa fotoğraf çekmek pratik sayılmaz. Öğrendiğiniz teorik bilgileri uygulama yaparak özümsemeniz ve kullanmanız fotoğrafçılığın olmazsa olmazlarındandır.

6- Gruptan Ayrılmak

Gruptan ayrılanı kurt kapar misali genelde fotoğrafçılığa olan ilginin azalmasını kolaylaştırır. Fotoğrafçılık her ne kadar kendi başına yapılan bir meziyetsede yıllarca tecrübe ettiğim bir şey varsa o da fotoğraf grubundan ayrılanların büyük oranda fotoğrafçılıktan koptuklarını gözlemledim. Elbette istisnalar var ancak fotoğrafçılık grubu sosyal bir çevreyi de beraber sağladığı için ortak noktada fotoğraf olduğu için genelde öğrenme süreci daha keyifli ve daha olumlu ilerliyor. Ancak bir şekilde gruptan kopanlar bulundukları diğer sosyal çevrede fotoğrafa ilgi duyulmaması nedeniyle kişiyi fotoğrafçılıktan uzaklaştırıyor. Tabi içinde o tutku varsa hiçbir zaman gönül bağı fotoğrafçılıktan uzaklaşmıyor ama fotoğraf çekmek çok daha zor hale geliyor. Örneğin dağcılık grubuna katılan bir abimizin doğa yürüyüşlerinde fotoğraf çekmenin imkansıza yakın olduğunu çünkü grup sürekli hareket halindeyken sizin 10 dakika orada fotoğraf çekemediğinizden bahsedip durur. Başka bir örnek fotoğrafçılığa gönül vermiş birisinin girdiği bir başka sosyal etkinlik grubunda fotoğrafa zaman ayıramadığını ve soğuduğunu kabul ediyor. Her ne olursa olsun en azında sizinle birlikte fotoğrafa meraklı sürekli görüştüğünüz ve fotoğraf çektiğiniz bir kaç arkadaşın olması sizi bu durumdan kurtaracaktır.  Siz siz olun en az haftada bir etkinlik yaptığınız bir fotoğrafçılık grubundan ayrılmayın aksi halde bir şekilde fotoğrafçılıktan soğumanız çok olası.

7-Çabuk Pes Etmek

İnsanın doğası gereği zorlandığı işlerde geri adım atması yada pes etmesi çok olasıdır. Fotoğrafçılıkta çabuk pes etmenin temel nedeni yukarıda saydığımız ve aşağıda sayacağımız hatalar zincirine kapılmak ve bu zincirden kurtulamamak. Bu hatalar zinciri de yav olmuyor bana göre değil ben yapamıyorum deyip pes etmenize neden olabilir. Burada en önemli husus ise pes etmeniz durumunda kimsenin sizi yadırgamayacağıdır. Halbuki fotoğrafçılık bahsettiğimiz hatalara düşmemeniz durumunda oldukça zevkli ve güzel fotoğraflar çektikçe kendinize olan güveninizi geliştiren ve sizi bir adım öne taşıyan, sosyal açıdan ise bulunduğunuz fotoğrafçılık grubunda her kesimden insanların olduğu ve ortak noktanın fotoğraf olması dolayısıyla keyifle sohbet ederek öğreneceğiniz ve kendinizi geliştireceğiniz bir sanat dalı. Bu nedenle her ne olursa olsun pes etmeyin, hızlı ilerleme sağlayamasanız da yavaş yavaş bu basamakları çıkmanız ve çok güzel fotoğraflar çekebilecek duruma gelmeniz hiç de zor değil.

8- Photoshop Öğrenmemek

Sen Neymişsin be Photoshop !

Benimde bir zamanlar içinde bulunduğu bir hata diyebiliriz. Fotoğraflarımızı en iyi en güzel ve en iyi ışık şartlarında çekmeyi hepimiz isteriz. Ancak ne yazıkki her zaman bu mümkün olmamakta. Gerek yapılan bir kadraj hatasının düzeltilmesi, gerek fotoğrafın bir kısmının kırpılması, gerek yanlış yapılan bir pozlamanın düzeltilmesi, gerek ışığın yeniden bir miktar ayarlanması, gerek bazı küçük rötuşlerin yapılması gerektiğinde en çok ihtiyaç duyduğumuz programdır photoshop. Ben şahsen fotoğraf üzerinde çok fazla işlem yapılmasına karşı olduğumu da belirteyim çünkü büyük oranlarda fotoğrafla oynamak yani photoshopla fotoğraf üzerinde çok fazla düzenleme yapmak fotoğrafı çektiğiniz fotoğraf olmaktan çıkaracağı aşikardır.Elbette bu fotoğrafçının tercihidir.  Bununla birlikte yukarıda bahsettiğim basit düzenlemelerin yapılması için photoshop kullanımını bilmek muhakkak gereklidir.  Şunu da unutmayın ki photoshop kullanmasını bilmek bir meslek sahibi olmanız için bile yeterlidir. Bundan dolayı mutlaka ve mutlaka photoshop programının fotoğraf özelliklerini gerek internetteki makaleleri gerekse videoları izleyerek öğrenmelisiniz. Öğrenmediğiniz durumlarda başkalarına muhtaç olacağınızı sakın unutmayın.

9- Bol Bol Fotoğraf İncelememek

Fotoğrafçının kendini geliştirebilmesinin en önemli yollarından birisi de bol bol fotoğraf incelemektir. Özellikle Türkiye’de ve dünyadaki tabiri caizse isim yapmış fotoğrafçıları takip etmek ve bu fotoğrafçıların çektiği fotoğrafları çekebilmek için gayret göstermek fotoğrafçıyı geliştiren en önemli unsurdur bana göre. Güzel ve farklı bir fotoğrafa baktığınızda bu fotoğraf nasıl çekilmiş, kadraj nasıl ayarlanmış, hangi ışık şartlarında çekim yapılmış, hangi fotoğraf tekniği kullanılmış sorularını kendimize sorar daha sonra benzer fotoğraflar çekmeye çalışarak kendimizi hep bir adım ileriye taşımış oluruz. Bunu alışkanlık haline getiren fotoğrafçı bir zaman sonra ne kadar geliştiğini ve çok güzel fotoğraflar çekmeye başladığını görecektir. Güzel fotoğraflar çektikçe kendine güveni gelen fotoğrafçı dahada güzel fotoğraflar için sürekli çabalayacak ve sabır ve erdemle takip ettiği o fotoğrafçıların isimlerinin yanına kendi ismini yazdırmayı başaracaktır.

Takip edeceğimiz bir kaç site vereyim; 1x,500px,flickr vb. Not: 1x Üstadların mekanıdır ve oraya fotoğraf kabul ettirmek her yiğidin harcı değildir. Ayrıca Takip edilesi Fotoğrafçılar.

10-İyi Bir Fotoğraf Arşivlemesi Yapmamak

Ara ara dur, araki bulasın. Ya ben orada bir sürü fotoğraf çekmiştim, nerede bu fotoğraflar? Yeminlen kafayı yiyecem, bulamıyom abi, kuru kayboldu fotoğraflar, yok yok yok. Ya 230 gb fotoğrafın içinde nerede bunlar.  Haydi işin yoksa o kadar arşivi sıfırdan tara. Fotoğrafçı olupta bu cümleleri kurmayan çok nadirdir. Bizim hepimizin yaptığı en büyük hatalardan birisidir iyi bir arşivleme yapmamak. Hele şu sözü bilgisayarcı size söylemişse bittiğinizin resmidir. Abi çok uğraştık makineye virüs bulaşmış tüm harddiske ulaşamıyoruz!!!!! Yaa yapma, mahvoldum bittim ben, onca emek onca fotoğraf yok olamaz olmamalı. Ayde işin yoksa kurtarma programları ara dur kurtarabildiğini kurtar kurtaramadığın yandı bitti kül oldu.

İyi bir arşivleme yapmaz isek hepimizin başına gelen yada gelecek olan işte bunlardır. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli iki husus vardır.

Birinci Husus Kategorilendirme:

Fotoğraflarınızı doğru ve düzenli bir şekilde kategorilendirip arşivleyerek onlara istediğiniz zamanda rahatlıkla ulaşabilmek çok önemlidir. Çünkü belirli zaman sonra çektiğiniz fotoğraflar o kadar çoğalıyor ki onların içinde istediğiniz fotoğrafı bulmanız imkansızlaşıyor. Kategorilendirirken en basit şekliyle tarihe göre kategorilendirebilirsiniz. Örneğin 2017-Mart şeklinde bir klasör oluşturup bunun içine o ay çektiğiniz fotoğrafları atarsanız ilk ve basit adımı atmış olursunuz. 2017-Mart-Antalya-Konyaaltı, 2017-Mart-Afyonkalesi şeklinde veyahut, makro,portre,doğa vb gibi kategorilendirmeler de  yapabilirsiniz. İsterseniz kendinize özgü daha güzel kategorilendirmelerde yapmanız mümkün. Böyle bir kategorilendirme yapmak ilerleyen zamanda fotoğraflarınıza çok kolay ulaşmanızı sağlayacaktır.  Yoksa araki bulasın o Afyon kalesinde çektiğin dalgalanan Türk Bayrağını 🙂

İkinci Husus Yedekleme:

Bazı şeyler vardır kıymetini ancak kaybedince anlarsınız. Sağlığımızı kaybetmeden sağlığımızın kıymetini anlamamız zordur veya kaza yapmadan kaskonun kıymetini anlamamız çok zordur. Rabbim kimseyi bunlarla imtihan etmesin tabi. İşte Fotoğraflarımızı yedeklememek de bunlardan birisi. Fotoğraflarınızı elinizden uçup gitmeden iyi bir yedeklemenin ne kadar önemli olduğunu anlayamayız. Siz siz olun fotoğraflarınızı hem iyibir kategorilendirmeye tabi tutup arşivleyin hemde en az bir kopya en sağlamı iki kopya mutlaka yedek alın. Bilgisayarınızdaki fotoğrafları mutlaka harici bir diske ve bununla birlikte mutlaka dvd’ye yedek alın. Sağlam bir yedek mutlaka 3 ayrı ortam üzerine yapılan yedeklemeyle mümkün olur. Yani hem bilgisayarınıza, hem harici diske hemde dvd’ye yedekleme yapmanız çok önemlidir. Bununla birlikte bir diğer hususda yedeklerinizin güncel olması çok önemlidir. Yani bilgisayarınıza fotoğraf makinenizi her bağlayıp fotoğrafları attığınızda, kategorilendirme yaptıktan sonra arşivinizi mutlaka yedekleyin. Bunuda bir alışkanlık haline getirin. Bu şekilde hem yedekleriniz sağlam hemde güncel olur. Gün gelip fotoğraf kurtarma programları aramamanız dileğiyle.

11- Monitör Kalibrasyonu Yapmamak veya Yanlış Monitör Seçimi

 

Evde diz üstü bilgisayarınızda düzenlediğiniz fotoğrafları başka bir bilgisayarda açtığınızda farklı renklerle karşılaşmışsanız işte ne demek istediğimi çok iyi anlarsınız. Aslında o kırmızılar kırmızı değil yeşillerde yeşil değilmiş renk tonlarını söylemeye gerek duymuyorum bile.Kimileri bu konunun farkında olmayarak kimileri de ister istemez başka monitörlerle çalışır, çalışmak zorunda kalır. İki saat uğraşır fotoğraflarınızı düzenlersiniz götürürsünüz baskıya amanın o da ne çimenler mavi kırmızılar pembiş olmuş. Kafayı yememek elde değil dimi. İşte bunların temel nedeni yanlış monitör seçimi ve kalibrasyonu.

Gelin biraz daha detaya inelim;

1.Husus Monitör Kalibrasyonu: 

Apayrı bir konu başlığı olsada basitce monitörde gördüğünüz renklerin gerçek tonlarında mı göründüğünü ayarlamanıza monitör kalibrasyonu denir. Bunu ister harici bir monitör kalibrasyon cihazı alarak, veyahut bilgisayarınızdaki bir fotoğrafın çıktısını alıp monitörünüzün yanına koyup doğru renkleri görüyormusunuz diye kıyaslayarak, ya da ücretli ücretsiz çeşitli programlar vasıtasıyla monitörünüzü kalibrasyon yapabilirsiniz. Bu konu gerçekten çok derin bir konu ve üzerinde araştırma yaparak kendi monitörünüzü kalibre etmeyi öğrenmelisiniz.

2. Husus Doğru Monitör Seçimi: 

“Ucuz mala para verecek kadar zengin değilim” diyen kimse gerçekten çok doğru söylemiş. 2005 Yılında aldığım oldukça pahalı olan bilgisayar monitörümü daha yeni rafa kaldırdım. Bozulduğundan değil ha diz üstü bilgisayarımda çalışmaya başladığımdan. Siz siz olun her zaman ucuz mala boşa para dökmeyin özellikle uzun süre kullanacağınız monitörünüzü çok iyi seçmeli ve ihtiyacınızı tam olarak karşılayacağından emin olmalısınız. Doğru renkleri veren iyi kalibre edilmiş bir monitör almak yaşayacağınız bu renk sorununu kökünden çözecektir. Elbette bu işten para kazanan bir fotoğrafçıysanız lenslere döktüğünüz para kadar iyi bir monitör almak içinde para harcamalısınız.

12-

Buradan devam edeceğiz fırsat buldukça ekleme yapacağız sürekli. Sizlerinde aklına gelenler varsa bizimle paylaşın.

Yazar Hakkında

Fotoğrafçılık, Fotoğraf Makineleri, Fotoğraf Ekipmanları Hakkında Bilgi ve Haberleri İçeren Fotoğraf Severlerin Buluşma Noktası.

Benzer yazılar

Yanıt verin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.